sohbet sohbet
sohbet sohbet
Sitede Ara   11 Subat 2012 Cumartesi 09:50

Menü

istek yap
sohbet   Anasayfa
sohbet   Vizyon Filmleri HD izle
  +18 izle
  Animasyon Filmler HD izle
  Astroloji Burç
  Atatürk Köşesi
  Aşk Sevgi
  Aşk Sözleri
  Canlı Tv izle
  Chat Siteleri
  Cilt Bakımı ve Güzellik
  Cinsel Bilgiler
  Cinsellik
  Dinimiz İslam
  DiziHD
  DiziHD Al Yazmalım
  DiziHD Ay Tutulması
  DiziHD BBC Human Planet
  DiziHD Behzat Ç
  DiziHD Bir Günah Gibi
  DiziHD Bizim Yenge
  DiziHD Fatmagülün Suçu Ne
  DiziHD Firar
  DiziHD Geniş Aile
  DiziHD Gün Akşam Oldu
  DiziHD Hayat Devam Ediyor
  DiziHD Keşanlı Ali Destanı
  DiziHD Kurtlar Vadisi
  DiziHD Kuzey Güney
  DiziHD MUCK izle
  DiziHD Muhteşem Yüzyıl
  DiziHD Nikita
  DiziHD Pis Yedili
  DiziHD ReiS
  DiziHD Sensiz Olmaz
  DiziHD Spartacus
  DiziHD Spartacus Vengeance
  DiziHD Umutsuz Ev Kadınları
  DiziHD Yalancı Bahar
  DiziHD İffet
  DiziHD Yıllar Sonra
  Fıkra Oku
  Güncel Haber
  Güzel Sözler
  Hikayeler
  irc komutları
  Kadın Hastalıkları
  Klip izle
  Komedi Mizah
  Kurtlar Vadisi Pusu DiziHd
  Lost GirL 1. Sezon Hd izle
  Msn Messenger
  Oteller & Turizm & Seyahat
  Oyun Oyna
  Program indir
  Resimler
  Rüya Tabirleri
  Sağlık
  Sohbet Chat Sitesi
  Sohbet Odaları Listesi
  Sohbet Siteleri
  Spartacus Gods Of Arena
  Video izle
  Yemek Tarifleri
  Yeşilçam Filmleri HD izle
  Şarkı Sözleri
  Şiirler
    İletişim
sohbet, sohbet odaları

 Bir Büyük Aşkın Öyküsü

Facebook'ta Paylaş

Okunma

202

 Bir Büyük Aşkın Öyküsü 



Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra... Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağman çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek,bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adma "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep... Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....

Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık...."  Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevapaldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..." Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki.

Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği... Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya geziyorlar "Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın... Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen onasımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...

İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyleuyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını.

Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni
sevmekten hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep,doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kagitta sunlar yazılıydı:

"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta
martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...."







Site Yöneticisine - devrimyildirimoglu@live.nl adresine mail atarak ulaşabilirsiniz
  Yorumlar

Bir Büyük Aşkın Öyküsü Yorum Yap
Küfürlü ve Ahlak Dışı Mesajlar Sitemizde Yayınlanmaz.
Düzgün Yorumlarınız Gün İçinde Yöneticiler tarafından Onaylancaktır.

Adınız & Lakabınız :

Mesajınız  :

 

Güvenlik Kodu  :
üsteki kodu sağ tarafa giriniz








 
Altered - Av Filmi Full izle


Duvarlar Arasında Türkçe Dublaj izle


avrupa chat odaları


Maymunlar Cehenneminde Savaş izle ~ Tek Parça,Türkçe Dublaj


Lost Girl 1. Sezon 2. Bölüm hd izle


Kalbim 4 Mevsim 6.Bölüm izle DiziHD


MUCK 6.Bölüm izle DiziHD


Alemin Kralı 21.Bölüm izle DiziHD


Fatmagülün Suçu Ne 61.Bölüm izle DiziHD


AleyramSesli


sohbet
  sohbet

sohbet GoogleYahooBingAlexaTurkeyRank.Com - Pagerank Servisi

Copyright © 2011 Tüm Hakları Saklıdır. SohbetGibi.NeT

Chat | Sohbet | Sohbet Sitesi | Sohbet Odası | Chat Sitesi | Sitemap | Sitemap2